ABD'den İran'a Çifte Mesaj: Diplomatik Masada Bekleyiş, Savaş Hazırlığı Tamam!
ABD, İran ile olası bir anlaşma sürecinde belirsizlik sürerken, askeri kapasitesinin savaşa hazır olduğunu duyurdu. Trump'ın kararı bekleniyor, Tahran ise karşı adımlarını sıralıyor.


Diplomatik Çabalar Gölgesinde Savaş Hazırlığı
ABD ile İran arasındaki gerilim dolu diplomatik süreçte, Washington yönetimi olası bir barış anlaşmasının akıbeti belirsizliğini korurken, Tahran'a yönelik askeri müdahale kapasitesinin tam olduğunun altını çizdi. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Singapur'da düzenlenen prestijli bir savunma zirvesinde yaptığı açıklamada, ülkesinin bu tür bir operasyonu icra edebilecek gücün çok üzerinde olduğunu net bir dille ifade etti. Hegseth, "Gerek bölge coğrafyasında gerekse dünyanın çeşitli noktalarında konuşlandırılmış, ileri teknolojiye sahip ve bol miktardaki mühimmat stoklarımız sayesinde, bu duruma tam anlamıyla donanımlıyız" şeklinde konuştu. Bakan, ABD'nin stratejik konumunun "oldukça güçlü" olduğunu vurguladı.
Bu askeri kararlılık mesajını pekiştiren bir adım da ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından atıldı. CENTCOM, X sosyal medya platformu üzerinden yaptığı bildirimde, Amerikan Silahlı Kuvvetleri'nin "bölge genelinde konuşlu ve en yüksek teyakkuz halinde" olduğunu belirterek, Washington'ın caydırıcılık mesajını destekledi. Bu açıklamalar, bir yandan diplomatik yolların açık tutulmaya çalışıldığı, diğer yandan ise potansiyel bir çatışma senaryosuna karşı hazırlıkların sürdüğü karmaşık bir tablo çiziyor.
Beyaz Saray'da Karar Çıkmadı: Trump'ın Şartları
ABD ve İranlı müzakereciler, Perşembe günü kritik bir eşiği geçerek, mevcut İran savaşı ateşkesinin 60 gün süreyle uzatılması ve Tahran'ın nükleer programına ilişkin nihai bir uzlaşıya varılması amacıyla görüşmelerin başlatılması konusunda geçici bir çerçeve mutabakatına varmışlardı. Ancak bu taslak anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için ABD Başkanı Donald Trump'ın nihai onayına ihtiyaç duyuluyor. Başkan Trump, önümüzdeki günlerde yapılacak yeni bir toplantının ardından bu konuda "son kararını" açıklayacağını duyurdu.
Başkan Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımlarda, olası bir anlaşma için vazgeçilmez gördüğü şartları sıraladı. Trump, "İran hiçbir zaman bir nükleer silaha veya bombaya sahip olmayacağını kabul etmeli. Hürmüz Boğazı derhal açılmalı, her iki yönde de gemi trafiği için herhangi bir geçiş ücreti alınmamalı. Eğer varsa tüm deniz mayınları temizlenmeli" ifadelerini kullandı. Bu koşullar, Tahran'ın nükleer hedefleri ve bölgesel denizcilik faaliyetleri konusunda ABD'nin katı kırmızı çizgilerini ortaya koyuyor.

Cuma günü Beyaz Saray'da, Durum Odası'nda yaklaşık iki saat süren bir toplantı gerçekleştiren Başkan Trump, danışmanlarıyla bir araya geldi. Ancak üst düzey bir yönetim yetkilisinin ismini gizli tutma koşuluyla aktardığı bilgilere göre, bu istişarelerden herhangi bir somut karar çıkmadı. Aynı yetkili, Başkan Trump'ın yalnızca kendi "kırmızı çizgilerini" eksiksiz karşılayan bir anlaşmayı imzalayacağını belirtti. Bu şartlar arasında en öncelikli olanı ise, Tahran'ın hiçbir zaman nükleer silah geliştiremeyeceğine dair kesin güvencelerin alınması olarak öne çıkıyor.
Tahran'dan Nükleer Program ve Güvenceler Konusunda Sert Mesaj
Beyaz Saray'daki toplantı sona ermeden önce, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Esmail Baghaei, devlet medyasına yaptığı açıklamada, taraflar arasında henüz nihai bir mutabakata varılmadığını kamuoyuna duyurdu. Baghaei, müzakere heyetlerinin bu aşamada öncelikle savaşın sonlandırılmasına odaklandığını, İran'ın tartışmalı nükleer programının detaylarının ise henüz görüşme masasına getirilmediğini ifade etti. Bu durum, nükleer meselesinin çözümünün daha uzun bir diplomatik sürece yayılacağını işaret ediyor.
İran'ın nükleer faaliyetleri, diplomatik müzakerelerdeki en çetrefilli anlaşmazlık konularından biri olmayı sürdürüyor. Tahran yönetimi, nükleer çalışmalarının sadece barışçıl ve sivil enerji üretimi amaçları taşıdığını savunarak, ABD'nin bu konudaki taleplerine karşı duruşunu koruyor. İran'ın baş müzakerecileri de bu derin güvensizliği bir kez daha gözler önüne serdi. "Güvencelere ya da sözlere" itimat etmediklerini, yalnızca fiili adımların önem arz ettiğini vurguladılar. Bu açıklamalar, taraflar arasındaki güven eksikliğinin ne denli ciddi boyutlarda olduğunu ortaya koyuyor.
Karşılıklı Suçlamalar ve Süregelen Gerilim
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf da X platformunda yaptığı dikkat çekici bir paylaşımda, Tahran'ın duruşunu net bir şekilde ortaya koydu: "Karşı taraf adım atmadan hiçbir adım atılmayacak." Galibaf, sert ifadelerle, "Tavizleri müzakerelerle değil, füzelerle kazanırız" diyerek, İran'ın askeri gücüne olan güvenini ve diplomatik baskılara boyun eğmeyeceği mesajını verdi.
Ateşkesin yaklaşık yedi hafta önce yürürlüğe girmesinden bu yana hem İran hem de ABD, birbirlerini ateşkes hükümlerini ihlal etmekle suçluyor. Bu karşılıklı ithamlara rağmen, iki ülke arasındaki hassas müzakereler kesintiye uğramadan devam ediyor. Washington ve Tahran arasındaki bu girift diplomasi, bölgesel ve küresel güvenliğin geleceği açısından kritik öneme sahip olmaya devam ediyor.